Hakkımda

Fotoğrafım
Şimdiye kadar İstanbul’da yaşadı, orada da doğdu . Toplamda 12 yılını İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi koridorlarında geçirdi. Sosyolojide yaptığı yandal sırasında yoğun oryantalizm ve Said tartışmalarının etkisiyle yüksek lisans tezini medyada oryantalizm üzerine yaptı. Doktorada kafasından türlü çeşitli konu geçişi sonrasında yeni medyanın toplumsal etkileri üzerine çalıştı ve bu konuda çalışmayı sürdürüyor. Takıntılı bir biçimde iletişime erişmede eşitsizlik üzerine konuşup duruyor. “Ne var canım onlar da erişseydi” karşı çıkışlarını duydukça çıldırıyor. O anlarda bir ejderha gibi ağzından ateş püskürtmek istiyor. İletişim sosyolojisine ilgi duyuyor ve bilimin, ticaret için değil toplum için olduğuna inanıyor. “Yaptığından hoşnut olan bir öğretim elemanı emekliye ayrılmalıdır” sözünü benimsiyor, o yüzden yazdığı her şeyi iki gün sonra beğenmiyor.

14 Eylül 2017 Perşembe

Hüzne Selam


İçimde bir hüzün beslerim ben
O da besler beni
Gözümü açtırır, dünyayı çoğaltır
İçime baktırır, içimi yıpratır
Pek konuşturmaz ama çokça yazdırır
                                    çokça düşündürür
 çokça kanatır
İçimde bir hüzün beslerim ben
Gözlerimden taşmasa da bakışlarıma oturmasa da
Çok da kıskanırım hüzünlü bakan insanları, mesela o tiyatro sanatçısını
 ya da kıvırcık saçlı o şarkıcıyı
Martıları da mesela, hüzünlü bakışlarını
Gözlere oturmuş sevecen bir hüzün gördüm mü takılır kalırım
Bir damla yaş düşecek gibi, o gözlere yakışmayan bir kahkaha kopacak gibi
Birden o tatlı hüznü öldürüp öfkeye kapılmasın mı?..
Yoo hayır, sevmem ben öfkeyi, ateş gibi
Hüznü severim ben, yaz ortasında serin bir yağmur damlası gibi
Alıp saklamak isterim onu, kavanozlara doldurmak
Belki annemin domateslere yaptığı gibi konservelerini hazırlamak
Üzüntüyü bilen ama hüznü bilmeyenlere kavanoz kavanoz dağıtmak
Overlok makinesinin inceliğini gösterip “hüzünler ayağınıza geldi” diye sokak sokak dolaşmak
Sokakları da dolaşmayı severim
Herşeye bir hikaye yazarım bazen
Eski evleri çok sever, hayranlıkla bakarım
Binalara bakmak için yere değil, göğe dalarım
Tökezlemelerim düşüşlerim bunlardandır yolda, asla denge kaybı değil yoksa
Hüznümle kol kola sokakları arşınlarız
Bir deniz kenarında sigaramızı yakarız
Kıyı köşe bir kahvecide sade kahvemizi içer, insanlara bakarız
Herşeyden biraz hüzün damıtırız. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder